TAHTAKURULU PENCERE VE BEN
Ateşler içinde yanışımı bir kenara bırakıp is ve rutubet
kokan evimden içeri girdim. İki yataklı odamda her zamanki gibi tek başımaydım
aslında bu durum artık bende bir alışkanlık halini almaya başlamıştı. Gün
boyunca işe yarayabildiğimi düşündüğüm bütün işleri yapıp kendimi gecenin
koynuna bırakmayı çok sevmeye başlamıştım. Yalnız başıma şu tahtakurulu
penceremden gökyüzüne doğru hayaller kurmaya alışıyordum.
Düşünülenin aksine rutubet kokusu beni hasta etmiyor aksine
iyi hissettiriyordu. Yaşayabildiklerimi ve daha çok yaşayamadıklarımı bu koku
ile hissedip küçüklüğümü anımsayabiliyordum. Belki çok yorgundum ama hayal etmekten,
ufkumda kelimelerden yeni dünyalar kurmaktan kendimi alamıyordum. Eminim ki Çin
devrimi önderi Mao Zedong’un ‘’kalbinde
ülkeni yaşatırken ufkunda dünya olsun’’ cümlesi yalnızca benim gibi karaladığı
kâğıdı, boş duran midesini ve düşlerinde ismini koyamadığı sevdasını hayal eden
biri için değil de 1934 yılında onunla birlikte Jiangci'den uzun yürüyüşe yola çıkan
Çin halkını esaretten kurtarmak için canını başını yola koyan 100 bin yoldaş için
söylemişti ama aklımdan bu cümlenin bende oluşturduğu yegâne gayeyi çıkartamıyordum.
Ben yine hayallere dalarken karıncalanan televizyonumdan gelen sesler
kulaklarımı çınlatıyor ve yorgun bedenim ateşler içinde yanıyordu. Sahi Mao ile
yoldaşlar gibi bizde de kalbinde ülkesini yaşatanlar varsa televizyondan çıkan
sesler açlıktan kaç ölüm haberini anlatıyordu.
Ateşlenen yüzümün artık bütün bir bedenimde olduğunu anladım
ah ülkem yine kurtulamadım yalnızca seni düşünmekten başımda bir sevda hem de
daha bir sağlam evim yokken…
Derken ve derken dizeler döküldü boş kâğıdımın üzerine kuru bir tahta kalemden.
‘’Şimdi gece sarıyor her yanımı,
Gözlerim açık ama gök karanlık
Ah ah (ağrılı bir iç
çekiş)
Bak bir ay doğuyor sanki tahtakurulu penceremden içeri…
Şimdi kulaklarımdan siliniyor,
Akan tavanımın demir kovaya vuran sesi.
Masamdaki son kalan kuru ekmeğim yumuşuyor.
Ah ah
Bir ay doğuyor içeri ve ben kızılcıklar içinde yanıyorum.
Ah ah ( şaşkın bir ifade)
Sen,
Sen evimdesin!
Terli ellerim ve ıslak gözlerim
İle düşler içindeyim.
Evim bütünlüğü ile senin içinde.
Evim, evime hoş geldin.’’
İ.G.
Yorumlar
Yorum Gönder