KENDİ KENDİME
Öyle uğultulu bir sabahtı ki gözlerimi açmayıp gördüğüm o koşturmalı rüyadan uyanmamak için mücadele ettim. Her gece uyumadan önce saçımı taramazdım ama ensemi terletmesin diye tepemde toplardım, şimdi şakaklarım ıslaktı ya uyandırılmak için bir yudum su içinde kalmıştım ya da gördüğüm rüya beni boncuk boncuk bırakmıştı. Ayaklarım her aksiyete sonrası gibi içine çekilmişti, gözlerim hâlbuki kapalıydı. Ama yastığımı sıkan avuçlarımı ve kendini gri çarşaftan dışarı atan ayaklarımı görebiliyordum.
Nereden geliyordu bu uğultu? Beni uyandırmak isteyen sadece uğultu mu yapardı? Peki, daha yeni uyumadım mı? Neden uyandırılıyordum? Ne garip değil mi? şu konuşkan ve kendini bilmez halim yarı baygın halde bile kendi kendine soru sorup cevap verme hadsizliği yapıyordu.
Rüyamda bir atın peşinde koşuyordum. Atlı benim olsun diye koşuyordum ama yalnızca atın peşinde koşan bendim. Muhtemelen şakaklarımdan akan boncuk terler bu yüzden…
Tam bir atlıya varıp eyerinden tutacakken, yeni biri, yüzünü hiç görmediğim biri benden daha hızlı koşuyor ve atlıyı benden önce tutup eyerini sıkı bir şekilde kavrıyor ve korkusuzca atın üzerine biniyordu. Sahi kendisinden iki ayak üstün olan birine nasılda bu kadar korkusuzca yaklaşabiliyordu?
Ben sadece umarsızca peşlerinden koşuyor ve nereye gittiğini bilmediğim kısa saçlıların eteğine değmeyi amaçlıyordum. Rüyadaydım bunun farkındaydım ama içimdeki merak duygusu yorgunluğumun ve korkularımın önüne geçiyordu oysaki ben bir yudum suyun sesinden dahi korkardım şimdi ise bilincimde atlılar koşuyordu. Uğultular devam ederken ekvator ortasından çorak bir çöle geçiyorduk. Ben hala yalın ayak sürükleniyordum bu sefer susamıştım aynı zamanda dilimin dudaklarımı okşadığını hisseder gibiydim... Sahi kimin bu yüzler, bu atlılar kimin, ben neredeyim? Diye sorular sorarken evde tek olduğum ve bu uğultuların evden birine ait olmadığı aklıma geliyordu. Uyanmam gerekiyor biliyordum, belki de uyanığımdır ben farkında değilimdir diye düşündüm çünkü bir rüya en fazla yedi saniye sürmez miydi? Aklımdaki sorular ile atlılardan birinin eyerinden tuttum üzerindeki kısa saçlıyı itelemedim usulca arkasına iliştim yine onun yanında küçücük kalan koca cüssem, bunca saattir peşinden sürüklendiğim yüzün merakına yenik düşmüştü ve omuzundan tutup çevirdiğim yüzüne korkmadan baktım. Bir ayna ile karşı karşıyaydım altımda bir atlı elimde bir eyer yorgun omuzlar, soluk beniz, kuru gözler, çatlamış eller, kararmış dirsek… Ben sanki bir aynanın karşısındaydım. Dış sesim dondu ama içimdeki asla susmadan soru sormaya başladı ilk merak ettiği acaba saçındaki beyazlar benden fazla mıydı?
Bu at, bu atlı sanırım bana korkunç bir oyundu. Karşımdaki suskun ve bilge halim mi acaba diye kendimle içten içe dalga geçmeye devam ettim. Uyumadan önce ne içtiğimi anımsamaya çalıştım çünkü kalbim boğazımda, yarısını kemirdiğim tırnaklarım koluma diş geçirmiş ve boncuk terlerim artık yalnızca şakaklarımda değil, korktuğumu hatırlıyorum ama dahası meraklıydım hem de çok meraklıydım…
-Acaba konuşsam konuşur mu?
- Acaba ağlarsam ağlar mı?
- Acaba sarılsam geçer mi?
İlk ağzımdan çıkan her zaman sormak istediğimdi iyi misin?
- Senin olduğundan daha iyiyim dedi.
- Güçlü müsün?
- Senin olduğundan daha güçlüyüm dedi.
- Diğerleri kim? diye devam ettim
- Görmek, duymak, yapmak ve yaşamak istediklerin dedi.
Şaşkınlığımı gizleyemedim.
- Nasıl yani hepsi ben miyim? Peki ya bu kadar koştum peşinizden, bu kadar sürüklendim, kayboldum belki de. İnsana kendine bunu yapar mı? Neden beni yanınıza almadınız?
- Çünkü öğrenmeni istedik.
Beynimin içinde delirmediğimi düşünmek için yaptığım tek şey şuydu ‘’ Bu bir rüya ‘’ demekti.
- Neyi öğreneyim istediniz?
- Yarışanında, tutunacağın yerinde, yarış parkurunda her şeyin de tek sebebi ve tek sahibi sensin.
Yaşadıklarımın rüya olduğundan emindim ama benliğime bu fazlaydı
- Rüya da değilsin aslında benliğindesin, en son kendinle ne zaman konuştun, ne zaman kendini dinledin?
- Çok uzun zaman oldu.
- Biz peşinden çok koştuk, kendini gör diye çok uğraştık.
- Delirdim mi ben? Hastanede miyim?
- Hayır, kendi özündesin aslında çoğu zaman yapman gereken yerdesin, duyduğun uğultular senin sesin, biz seniz, yalnızca kendine kulak ver. 15nde koştun, 3 aylıkken de koştun 17nde de, şimdi 24nde de da çok koşacaksın ve daha tutacak çok eyerin olacak gireceğin çok toprak bakacağın çokça mavilik… At sensin, çöl senin yolun eğer istersen, emek verirsen gülde senin olur zambakta… Kıymet bilirsen yanağındaki gamzede hep senin için, dirseğindeki kalemin acısı da var farkındayım emek verirsen o dirsek leylak bahçesi olur. Sen önce kendini sevmeyi sev!
Her sabah yüzüne vuran güneşi, yüreğini sarmayan sevgini, seni ayakta tutan hüznü, bileğini ve zihnini perçinleyen hayallerini… Kimi zaman ağla, kork ama ilk önce yine kendini sev, seni sen yapan sensin yenilirsen de ilk yenilgin olmayacak, örneğin bütün mahallenin çocukları bisiklet sürerken senin komşunun bahçesine bisikletle yuvarlandığın günleri hatırla şimdi denize karşı sürüyorsun ya o bisikleti…
Yıllarca girdiğin ve kimi zaman kazanamadığın sınavları hatırla herkes tavşan gibi koşarken sen bir kaplumbağa misaliydin bak şimdi buradasın, gerekirse o tavşanlara da sarıl ama kaplumbağa olmaktan hiç utanma, kendine ve azmine sahip çık ne olursa olsun yılma!
Yavaşladığımızı hissetim, atımın üzerinde tek başıma olduğumu hissetim sanırım artık onlardan biriydim, ben benim içimdeki benlerle sırt sırta vermiş yavaş yavaş yürüyüşümü izledim. ..
Alarmımın çıldıran sesi ile uyandım. Korkudan kasılan ayaklarım ile güçlükle kalktığım yatağımdan gördüklerimin şaşkınlığı ile yeni şeyler çıkarmaya çalışıp kendimi çimdikliyordum. Bir yudum su aldıktan sonra aynanın karşısına uzun bir süre sonra korkmadan geçtim.
‘’ Hiçbir şey her zaman istediğin gibi olmayacak hayatında, kendine yeni bir ben oluştur ve her sabah ilk önce ona sarıl belki bir camın ya da aynanın karşısında ‘’
…
…
Sanırım yogilerde en sevdiğim aşama ‘’ Namaste’’ göz kapaklarımı kapatıp, ellerimi kalbimin üzerinde birleştirip hissettiğim bütün bir benliğim ile kafamı ellerime doğru eğiyorum her ne olursa olsun bütün güzellikler için kendime teşekkür ediyorum Kendim kendine hoş geldin.
İ.G
Yorumlar
Yorum Gönder