Kayıtlar

Mevsimlerin Adaşı

  Şimdi sen benim için beşinci mevsimsin … Ayazında kışın, yüzüme portakal bahçesinden  esipte  vuran küçük bir  tebessüm gibisin.. Kasıp kavuran güneşin çatında, bütün karanlık  zerafetin  altında,ayaklarıma  deyen  kum taneleri arasında,bedenime dokunan ay ışığı gibisin … Kiraz bahçeleri üzerimi kirletebilir bütün bir yorgunluğun ve yıpranmışlığın içinde sen benim  usulsuzca  belki de çırılçıplak altında dinlendiğim  vahada varlık gibisin … Dilim damağım kurumuş belki de yorgun düşerim birazdan , Sen şimdi dilime son damlası değen  şol  cennet ırmağında bir tane gibisin. Okudukça  kaf  dağında hissi geliyor değil mi ? Yokluğun içinde ki bir fanusta,süper kahramanların çalıştığı dünya sadece … Belki de  huzursuzlıkların  anlık bittiği bir dünya… Ya da koca bir yalnızlığın içinde ki , sokaktaki kedi kadar yalnız ve kimsesiz olduğum anda dahi… Ellerinle  derme çatma sonsuz olan bir huzurun içindeyim...

KARŞI KOLTUK

Nefes borumuzdan içeri aldığımız her milim rengarenk bilirim ama ölümün kaç rengi var bilmiyorum…   Her gidişte göz kapaklarındaki çöküş, ortadan ikiye ayrılmış yorgun ve bir o kadar da ruhunu kırık uçlarında yaşatan bir günde aklaşan saçlar, ojesiz ve çelimsiz tırnaklar. Küçük bir tebessüm ile bile sızlanan şakaklar… Kendini iyi hissettirecek her şeyden sıyrılış… Uzun süre böyle gidecek sanırım, bugünden önce gri sandığımız bütün bir hayat gri sandığımızdan daha da pembe… Patlamış ve sönmüş bir volkan gibi ya da gelgitli bir okyanusun karaya vurduğu tonlarca balık gibi bir zaman parçası. Var olmak istemediğimiz bütün zaman bizi daha da yaşatıyormuşçasına vücudumuzda ruhsuz bir kuruluk içimizde küçük kurtçuklar… Kızarmış göz bebekleri, ışığa dahi hassasiyeti düşmüş sanırım görmekte olmaktan bile yoksun. Her dakikasında gidişi hatırlatan kamaşan avuç içleri, bütün teni çekilircesine belki de kesmeyen bir bıçak ile derisi süzülürcesine hissiz ama bir o kadar acı dolu. ...

REENKARNE MEMLEKET

                                           Biz hiç sevmedik ölmeyi, Bütün ruhumuz ile yarın yaşayacağımızı bilsek bile,   Bu fani bedeni toprağa hediye etmeyi… Habersiz aldı bizden sevdiklerimizi, Bilmediğimiz hiç sarılmadığımız kardeşlerimizi, Kimisi doğal afet dedi Kimisi ihmal. Hiç ölüm,ölü ile seviştiği için ağlar mı? O gece ölümün çığlığı ile kızılca kıyamet vardı. Ben bilirim ateş düştüğü yeri yakar, Ben bilirim şimdi yangın yeri bütün memleketim… Selam olsun betonda açan çiçeklere Hayat var diye çığlık atan nesillere, Hepsi şimdi nefes oldular başka mevsimlerde… Su yok. Nan yok. Bir biz varız prangalar ile birbirine bağlı, Bir biz varız bütünleşince sesimiz marş olan, feryat olan… Biz varız, bu güzelim memlekette doğmayan kardeşime, kızıma ...

TIMARHANE

  O gül yüzünü yüzüme doğru tut çocuğum… Göğüs kafesin her zamankinden daha alabildiğine olsun… Avuç içlerin daha belirgin… Dokunduğun yerlerde senin ismin okunsun… Göz bebeklerin daha da büyümüş bu sefer, Korkma çocuğum. Ben, Beni kusan bu şehirden gidiyorum çocuğum. Apartman taşımaz oldu yüklerimi, Beş odalı kilitli evimin her yerini, beyaz çarşaflarla örttüm çocuğum… Hep o beyaz çarşafların içinde tozlanır, içimde biriktirdiğim umutlar… Beni büyüten yılların ağından topluyorum düşlerimi, küçük bir çanta yaptım içine atıyorum. Şimdi bir tramvaydayım belki de bir otogarda… Arkamdan su döken olmasın. Çünkü geri gelmeyeceğim. Bundan sonra ömrümü yollara vereceğim, Ben yollara su dökeceğim… Kimseler anlamayacak belki de bu serzenişi. Ön yargı değil bu çocuğum, Yüklenmiş bulutlarım şimdi başka mevsimin yağmuru, onlar yağsın diye çocuğum. Şimdi elini ateşlenen alnıma koy… Bak yine kabardı göğsüm, Korkma ama. Yalnızca davalar değil artık a...

NEHİR AKIYOR

Şimdi sana yazacağım, Hiçbir anlam aramadan yazdıklarımda, ya da uzunluğu kısalığı beni irdelemeden… Tekrar tekrar okuyup düzeltemeyeceğim olduramadıklarımı. Nasıl cesaret ettiysem öncekilerde seninle tekrardan şaha kalkacağım. Kimi zaman yarısında duruyoruz hayatın, sanki sonundaymışız gibi, Kimi zaman ise yeniden başlıyoruz hayata en sonundayken bile… Ben sona geldiysem bile bugün, tekrardan başlıyorum sana. Beni ben yapan sensin,  beni ben yapan,  o içindeki küçük ama bir o kadar hırçın ve vazgeçilmez güzelliğin. Yanlış irdelenmek istemem şu küçücük gövdene sığdırıldığın bütün güzelliklerden bahsediyorum. Sanırım kendine bakabilecek olsan, kendinle gurur duyardın. Ben sana bakıyorum ve ben seninle gurur duyuyorum. Ağlamayı durdurmalısın, Hayıflanmayı durdurmalısın. Diyorum ya aç gözlerini şu akan nehre bir bak! Heraklıtos bundan asırlar önce söylemiş; İkinci sınıf felsefe dersimden sonra kulağımda küpe, ‘’Bu nehir akıyor ve biz aynı nehir de iki kere yıkanamayız’’ O kadar h...

ELLERİMİZ

 Sanırım yaşamanın ne kadar kıymetli olduğunu anladığımız bir sene daha bitti. İçimizdeki havai fişek seslerini duyar gibiyim... Hepimizin bu sene ile alıp veremediği o kadar çok şey var ki ? Kendimizi geçtik, insanları geçtik. Her sabah ekmeğe gittiğimiz otobüs durağını geçtik . Artık kendi ellerimizle yan yana getirdiğimiz sayılar ile kavga eder olduk . Kendi ellerimizle ne yaşadıysak ,  yaşadığımız yada yaşayamadığımız  başka şeyler üstüne atar olduk... Ben bu sene daha az isyan etmeyi ve daha çok büyümeyi öğrendim. Dünya da tek olan şeyin insan olmadığını miya ile birlikte daha çok öğrendim. O kadar çok şey yaşarken aslında daha çok yaşamadığımı öğrendim. Evet,  Çok korktum, çok ağladım, isyan ettim. En sonunda karanlıktan daha güçlü olduğumu öğrendim. Ama attığım her küçük adımda nasıl daha  büyük kapıların açıldığını öğrendim. Şimdi ardıma bakıyorum . Gerçek sevgiyi,  Ailemin en büyük servet olduğunu, Aşkın daha çok fedakarlık ve emekten var olduğunu ...

5 EKİM

 Öyle bir cümbüş ki seni sevmek; Baştan başa gökkuşağının üstünde yürümek gibi... Ellerim ekmek tutuyor Ve senin ellerini... Seninle bütün bir şehri sevebilirim. Hatta seninle şu bir çare dünyamda, İçimde yeni bir şehir kurabilirim, Kimsesizlerin olmadığı. Çocukla çocuk olmama gerek yok! Ben seninle yetmişimde dahi lunaparkta oyun oynaya bilirim. Seninle, kim bilir belki sadece sevgim büyür. Kim bilir belki birazda kulaklarım... Seni sevmek öyle ki , Koca salıncakta , ayaklarım sonsuz boşlukta  bile titrek ellerim ile sağlam basabilirim gökyüzüne... Seninle yeniden yeşertebilirim solan çiçeklerimi, Ve bütün mevsimleri yaşanır kılabilirim,  sokakta geceyi gündüz yapıp gökyüzü ile örtünenler için... Şimdi seni sevmek, benzersiz bir duygu... Hem sensiz zamanlarda çamurda yıkanır gibi. Hem de suya sabuna dokunur gibi ... Ak ve pak . Ak ve pak. Gururlu... Seni sevmek yaşayarak sevmek ...  Not: sevgili sevgilim, İyi ki doğdun. Hep ol.  05.10.