Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

ZEYNEP ŞENPINAR VE NİCESİNE

Her sokağını ezbere bildiğim, nice umutlar ve nice hayaller beslediğimiz sokaklar geçtiğimiz günlerde bir acıya şahit oldu. Öyle bir acı ki televizyon haberlerinde duyduğumuz da genellikle çoğumuzun ‘’neden aynı evdeler, annesi neden izin vermiş, karantina var orada ne işi var? kim bilir ne yaptı da çıldırttı adamı, bu devirde güven olmaz kimseye…’’ ve daha nice benzeri cümle kurduğumuz haddimiz olmadan ahkam kestiğimiz bir haber.   ZEYNEP ŞENPINAR sevildiğini zannettiği bir adam tarafından, aşka tanık olmuş bir şehirde öldürüldü ve beraberinde nice bir nesli, çok güzel umutlarını ve kimileri için güneşi götürdü. Ateşli çemberlerden geçtiğimiz bu günlerde, ZEYNEP ŞENPINAR ve nicesi gibi olmamak için yaşıyoruz.   Gökyüzünde garip bir sis İçim yanık, içim iz, Oysaki aylardan bahardı. Üstadım öyle söyledi. Ben de inandım, Sormadım, sorgulamadım… Ne yaptıysa yargılamadım… Gökyüzünde garip bir yağmur İçi su dışı akvaryum. İçi ölü balık dışardan cam fanus,...

ÇOĞALAN KADIN

Yılları her zaman aklımda tutamam ama yaşantılarım daima belleğimin bir köşesine kazınır özellikle o yaşantılarım içinde yeni insanlar ve benden daha çok yaşamış insanlar barındırıyorsa… O günde öyle bir gündü işte hangi günde olduğumun önemsiz ama anlarımın önemli olduğu zamanlardan…   Küçük fotoğraf karelerinden hatırladığım o zamanlarda en sevdiğim arkadaşlarımla kendimizce güzel işler başarmış ve kendimizi Bodrum’un soğuk ayazına ama bir o kadar da sıcak sokaklarına atmıştık. Amacımız bir köşe başında dinlenmek ve gün içinde yaşadıklarımızı değerlendirmekti. Gençlik aklı sanırım kendimizi birçok şeyden önemli yaptıklarımızı ise bir o kadar yüce görüyorduk. Oturmayı seçtiğimiz yerden bakınca bütün Bodrum yanı başımızda gibiydi.   Oysaki orası Bodrum’un çeyreği bile değildi. Cevat Şakir Demiş ya ‘’Bodrum’dan gidince bile aklın Bodrum’da kalır’’. İşte Bodrum kalesini seyre daldığım o aralık akşamını düşününce bile ah çekmeden edemiyorum. Hava serin ama yağmur yoktu bu b...

TAHTAKURULU PENCERE VE BEN

Ateşler içinde yanışımı bir kenara bırakıp is ve rutubet kokan evimden içeri girdim. İki yataklı odamda her zamanki gibi tek başımaydım aslında bu durum artık bende bir alışkanlık halini almaya başlamıştı. Gün boyunca işe yarayabildiğimi düşündüğüm bütün işleri yapıp kendimi gecenin koynuna bırakmayı çok sevmeye başlamıştım. Yalnız başıma şu tahtakurulu penceremden gökyüzüne doğru hayaller kurmaya alışıyordum. Düşünülenin aksine rutubet kokusu beni hasta etmiyor aksine iyi hissettiriyordu. Yaşayabildiklerimi ve daha çok yaşayamadıklarımı bu koku ile hissedip küçüklüğümü anımsayabiliyordum. Belki çok yorgundum ama hayal etmekten, ufkumda kelimelerden yeni dünyalar kurmaktan kendimi alamıyordum. Eminim ki Çin devrimi önderi Mao Zedong’un ‘’kalbinde ülkeni yaşatırken ufkunda dünya olsun’’ cümlesi yalnızca benim gibi karaladığı kâğıdı, boş duran midesini ve düşlerinde ismini koyamadığı sevdasını hayal eden biri için değil de 1934 yılında onunla birlikte Jiangci'den uzun yürüyüşe yo...

MERHABALAR

Merhabalar Nasıl anlatayım bilmiyorum ama izlediğim ,duyduğum ,okuduğum çoğu şey beni tek bir adrese çıkardı... Ve buradayım yapabildiğim en iyi şeyi yap ! Daha doğrusu yapmak istediğin şeyin de en iyisini yap ! Amacım en iyi olmak değil. Asla yanlış anlaşılsın istemem ama kendi kanatları ile uçmak isteyen gillerden olmayı gaye edinerek buralarda uçalım ve şimdilik kendimce en iyi yapabildiğim şeyleri burada paylaşmak,sizlere anlatmak istedim . Her neyse birlikte keşfedelim istiyorum Ne yapıp ne yapamıyoruz diye ....    İzlediğim onlarca  filmlerden okuduğum kitaplarda şahit olduğum her birinde karakterler sonunda güçlüyü oynuyordu .Kaybediyor yada kazanıyordu ama vardı ve varlığını kabul ettiriyordu. Bizler oyunun içindeysek ve eğer oynamamız gerekiyorsa sahne bizim gösterelim kendimizi ... En önemlisi şu " hayatta elde edeceğimiz bir sürü şey var örneğin dolaplarda bizi güzel gösterecek kıyafetler,  ufkumuzu aşacak kitaplar, dilediğimizi satın aldırac...